24/4/2007 - Bekir Sıtkı Erdoğan
MARYA
Sustu another life gazinosu Sustu şarkılar Paletimde renk sustu fırçamda şekil Ve bu gece ilk defa şimal körfezinde Sustu paramos’un mazgallarından Şehre pancur pancur dökülen arya, Artık ne tayfalar mevcut,ne komondoslar No o kor tenli,
kızıl saçlı kanarya. Bu medar ikliminin tenha gecesinde Sardı bambu kamışlarını pişman bir sukut Sardı bu sızı Hani birdenbire bazen etrafımızı Sapsarı bir şüphe sarar ya İşte öylesine berbat bir hal var Hiçbir şey düşünmek istemiyorum,
hiçbir şey Ama dördüncü tarassut kulesinde Bir şüpheli sinyal var Hayır, hayır yalan bütün bunlar Artık ne kadere inanıyorum ne fala Yalan söylüyor o falcı kadın O Hintli parya Ben yalnız sana inanıyorum Yalnız sana marya Beni kahrediyor böyle geçen her gece Bu hoyrat yıldızlar,
bu su,
bu okyanus, bu yer Ve gökyüzünde emanet duran Şu asma fener İnan ki sevgili marya Ne varsa hepsi yalan hepsi keder Ve hepsi omuzumuzun üstünde çaresiz bir yük Ve hepsi angarya Biliyorum bu sabah güneşle beraber biliyorum Bir vapur demirleyecek bu nankör limanda Pol’ün ebedi matemine rağmen Virjini olabilirdi bu vapurda Ama sen yoksun biliyorum sen yoksun Baharda geleceğim diyordun hani
İşte mevsim bahar ya Fırçam neden böyle titrer bilir misin Ve neden resimlerde fon sapsarı Anlıyorsun değil mi yavrum Bütün kağıtlara sinmiş anlıyorsun
Bu tropikal zehir Bu müzmin malarya, Sensiz nasıl da boş iskele Sensiz nasıl da tenha şehir Müfreze nöbetçilerinin gözü önünde Koydan yıldızları çalmışlar bir bir. Yine birkaç çımacı, birkaç palikarya Ama kim düşünür yıldızları Yüzbaşı Arnold’u vurmuş yerliler Matemler içinde tekmil batarya.
Bu insanlar, bu gök bu deniz, bu yer
Birer birer kaybolmaya mahkum,birer birer
Biz ki çoktan bu sapsarı hasret içinde susuz
Biz ki çoktan beri kaybolmuşuz Nasıl, ağlıyor musun marya Sil gözlerini sil yavrum
Bizim yokluğumuzdan ne çıkar Aşkımız var ya...
Bekir Sıtkı Erdoğan
|